Merhaba Güneş

Bu yıl ‘’mevsim normalleri’’ kavramından uzaklaştık. Mevsimlerde gözle görülür anormallikler oldu. Tam da güneşi görmeye başlamış, ince kıyafetlerimizi üzerimize geçirmişken, bir anda başlayan yağmurla ıslanmak ve üşümek, hiçte beklediğimiz şeyler değildi.

Evet güneşi seviyoruz, ancak güneşten sadece yaz aylarında pırıl pırıl parlarken değil, her mevsim korunmamız gerektiğini bilmemiz gerek.

Acı gerçekler

Geçmişte doyasıya güneşlenip, bronzlaştığım günleri özlemiyorum dersem yalan olur. Kabul ediyorum, bronzlaşmış deri bir süreliğine gerçekten iyi görünüyor. Ancak sonrasında derinin kendini yenileme çabasıyla yeni yapım olurken, üstten ölü tabakanın kaybı ile acı gerçekler ortaya çıkmaya başlıyor.

Solmuş ve mat görünen deride yer yer lekelerin görünmeye başlaması sonbaharda yaşanan olaylar ve aslında hiç de sürpriz değil… Korunmasız aşırı güneş maruziyeti ( UV hasarı ) altında, derimiz kendini koruyabilmek için renk hücrelerini artırmaya başlıyor. Bronzlaşmanın asıl öyküsü de aslında bu şekilde oluşuyor.

Ayrıca bazı alanlarda aşırı çoğalan pigment hücreleri, deride alacalı bir görünüme ve lekelere de neden olabiliyor. UV hasarı,  aynı zamanda dokunun yapı taşı olan DNA’da kırılmalara, dolayısıyla dokuda yanlış organizasyonlara, kırışıklıklara, aşırı kurumaya ve bazı öncül lezyonların kötü huylu değişimine de neden olabiliyor.

Doğal yoldan D vitamini üretmek için güneşe muhtacız

Aslında tüm bu negatif özelliklerin yanında dozunda güneş görmek vücudumuzun D vitamini yapmasını ve bu vitamininin sayısız faydasından yararlanmamıza olanak sağlıyor. Güneş ışınları deri ile temas ettiğinde, derideki öncül maddelerle D vitamini sentezlenmeye başlıyor.

D vitamininin diş ve kemik gibi dokulardaki önemi oldukça iyi biliniyor ancak son yıllarda yapılan çalışmalarda ortaya çıkan sonuçlara göre; D vitamini eksikliği ile kalın bağırsak, meme ve prostat kanserlerinin ortaya çıkış sıklığı arasında ilişki olması, kilo vermenin zorlaşması, vücut direncinin düşmesi gibi durumlar, D vitamininin önemini ortaya koyuyor.

Eyy güneş bizi kavuramazsın

Çok ciddi güneş yanıklarından ve gelişebilecek deri kanserlerinden korunmak, erken yaşlanmayı önlemek için güneş ışığının yoğun olduğu 10.00 – 16.00 saatleri arasında direkt güneş ışığı altında durmamak, 2-3 saatte bir güneş koruyucu krem kullanmak, ince ancak kapalı kıyafetler tercih etmek ve kenarı geniş şapkalar kullanmak alınabilecek önlemlerden sadece bir kısmı. Tabi gözlerimizin UV hasarından korunması için güneş gözlüğü kullanmayı da ihmal etmemenizde fayda var.

0 Yorum Mevcut

Yorum Yaz

Your email address will not be published.